Eğer tek bir şeyi hatırlamak istiyorsam tekne başındayımdır ve geri kalan her şeyi unutuyorumdur.
Ebrû sanatını icra etmiyor olsaydım bile onda diğer sanatlarda bulunmayan kendine has özelliklerinin cezbesine eminim yine kapılır ve hayretimi saklayamazdım.
Renklerle suyun o muhteşem ahengi sanatkâr yüreklerde bir çarpıntı oluyor. Renkler âleminde dolaşıyor, çiçekleri kokluyor ve “Biz her şeyi sudan yarattık.” ayet-i kerimesine tutunuyorum. Bu ayetin manasını suyun yüzünden okumaya çalışırken bazen her şey, bir şey olup birikiyor karanfilin dudağında, sümbülün bağrında; bazen de bir şey, her şeyi söylercesine bir battalın en içli damlasında dile gelip hareleniyor, içleniyor ve sizi o andan koparıveriyor.
Benim yaşama gayretimde bu bakış açısı esasen her şeyde var.
Ben anda olmayı ya da o anın olmayı seviyorum. O an her ne ile hemdem isem benim için dünyanın en güzel şeyi odur. Çünkü o anda gönlüm kendimle ve bana o nimeti verenle şen olmakta. Bir seste, bir renkte, bir tat yahut bir yüzde, bir kelimede kayboluyorsam O’nu aradığımdan.
Eğer tek bir şeyi hatırlamak istiyorsam tekne başındayımdır ve geri kalan her şeyi unutuyorumdur.