Damlayım diye böbürlenen denizinden gafil kalır.
Birey olmak elbette önemli ama neden bu kadar biricik ve tek olma arzusunun pençesine kapıldık.
Bir katre olmak mı güzel bir bardak su mu?
Bir bardak su olmak mı bir çeşmeden gürül gürül akmak mı?
Bir çeşme olarak kalmak mı bir dereye varmak mı?
Bir denizin sesi mi daha güzel yoksa okyanusun o sonsuz şarkısı mı?
Hepsi kendi halinde ne kadar güzel ve ehemmiyetli olsa da büyüyüp çoğaldıkça nasıl da değer ve kıymet kazanmakta.
Biz ademoğlu da böyle değil miyiz?
Yalnızlık korunaklı bir kale ama içine kendimizi hapsedilelim diye değil.
Orada dünyanın dağdağasından kendimizi koruyalım, kendimizle hasbihal edelim diye var.
Yalnızlığı bu kadar önemsemek bizi dünyadan korumaz bizi ancak kimsesiz yapar.
Arabanın camına düşen tek damlaya silecek dahi tepki vermezken onca damla düştüğünde güzelliğinin etkisiyle izlemek için silecekleri kapatmıyor muyuz bazen?
Ağaç gürleyecekse yaprağıyla gürler
İnsanın yarasını yine insan sarar.
Öyle kimseler olur ki etrafımızda derdimizi tasamızı onlarla bölüştüğümüz de büyük olanı kendileri alırlar.
Biz iyi insan olup iyilerle karşılaşmaya onlarla karışmaya niyet edelim yeter.
İnsan yaparken yapılır.