Dünya nimetleri içinde en çok renkleri ve kelimeleri sevdim.. Seslerden, sözlerden ve renklerden -akışı hep ters yöne bir hissiyatla- kendime dünya kurdum..
Sesin ardına, sözün gerisine ve rengin aslına takıldı gözüm ve duyulmayanı duymaya kesildi kulağım..
Becerebildiğim kadar.. Renk dediklerinde siyah dedim
Söz dediklerinde sûkut.. Merhameti ile beni bir daire içinde tutarken Allah, o dairenin en kavi çizgisi sanattı.. Bana verdiği en büyük nimetti.. İstemeden vermesi bu yüzden mi güzeldi, çünkü ben böylesini istemeyi beceremezdim.. Kalbimde bir kuş kanat çırpar rengi mavi, siyah sürmelidir.. ve şairin dediği gibi; mavi bir huydur bende.
Kalp boyasının renkleridir zahir olan.. Ben en güzel mavilerimi bile hep bir parça siyahla yaparım..
Beyaz, hep bi parça kirlensin isterim, kırarım tonunu ki incindiğinde hemen belli olmasın.. Sesler ve renkler alemi benim uyumadan gördüğüm rüyadır.. Sesimin ve rengimin yegane sırdaşı ise su..
Suya yazılar yazdım
Suya şiirler
Dertlerimi sularda rengarenk çiçeklerle yıkadım.. Yola çıkma niyetim, yoldan çıkmama rağmen değişmesin diledim.. Niyetime tutundum.. Kimi refik, kimi enis eylemeliyim yürüdükçe öğrendim.. Hakikatin sesini duymaya, yaradılmış en güzel renge bulanmaya talip oldum.. Renk dediklerinde; siyah
Söz dediklerinde sûkut dedim
Çünkü her rengi kendinde eritip, hepsini hikmetle cem ediyordu, bağrına basıyordu siyah
Ve tüm kelimeler söylendiğinde geriye kalan yalnızca sûkuttu.. Öyleyse her şey tamamdı.. Şimdi kararı bilmek isterim; zararı tatmamak için..